Türklerde ve Anadolu’da Giyim Kuşam

Gümüşhane Halk kıyafetlerini detaylandırmadan önce Türklerde giyim kuşamın nasıl olduğunu ve nasıl bir değişim süreci geçirdiğini incelemek gerekir. Çünkü Gümüşhane özelinde giyim kuşam gelişimi incelenirken, Anadolu da ki giyim kuşam gelişimine paralellik gösterdiği gözlemlenmiştir. Zaten aksi olması düşünülemezdi. Bu anlamda Türklerde giyim kuşam hakkında genel bir değerlendirme yapmanın doğru olacağını düşünmekteyiz. Türk kültürünün en eski kaynaklarından sayılan Divanü Lügat-it Türk’te Kaşgarlı Mahmut, eski Türklerin el tezgâhlarında halı, yünlü ve pamuklu kumaşlar dokuduklarını, ipekli kumaşları ise Çin’den getirdiklerini belirtmektedir. Bu eserde ayrıca eski Türk giyim, kuşam ve süslemesine ait birçok terim, deyim ve atasözüne yer verilmiştir[1]

Konar-göçer ve yerli Türkmenlerde kadın başlıklarına çok önem verilir. Geleneklerin devam ettiği köylerde, yeni evlenmiş gelinin başına, ilk kez kadın başlığı bağlanacağı zaman konuklar davet edilerek özel “baş bağlama” töreni yapılır[2]

Genç kız evlenirken düğün başlığında gelinin başı “kız başı” olarak düzenlenir. Bu başı genç kızlar hazırlar. Gerdeğe girinceye kadar gelinin başı, kız başıdır. Gelin, baba evinden oğlan evine giderken bu baş süslemesi üzerine, başın arka tarafına rengârenk örtülerin uçları pullarla işlenmiş al renkli bir örtü örtülür. Bunun üzerine renkli tüyler, çeşitli takılar yerleştirilerek duvak yapılır. Baştaki takılar ve tüyler arasında, uğur ve aydınlık getirmesi, kötülükleri uzaklaştırması inancı ile küçük bir ayna da yerleştirilir[3] 

Giyim kuşam, insanoğlunun kültürel gelişim ve yaşam sürecinde kökeninde koruma amaçlı olmasına karşın, gelişim sürecinde geniş kültürel işlevler yüklenmiş bir olgudur. Ekolojik koşulların toplumsal ve kişisel değer yargılarının törelerin kültürel ve ekonomik koşulların biçimlendirdiği önemli bir kültürel öğe aynı zamanda da kültürün bir taşıyıcısıdır. Bu anlamda kültürün temel öğelerinden sayılmakta ve kültürel araştırmalarda hangi konu başlığı olursa olsun kültür araştırmalarında giyim kuşam kültürün gelişimi ve değişimi konusuna çok net ışık tutmaktadır.

Giyim insanın bedenini örten giysi, aksesuar makyaj ve bunları kullanma biçimidir. Giyim, coğrafi koşullar, cinsiyet, yaşam tarzı ve kültür etkisi ile tarih boyu değişime uğramıştır. Kültür geleneksel giyim tarzına da yansımış, hiyerarşik yapı, ekonomik durum, toplumsal statü, meslekler ve uğraşı alanları giyim tarzını belirleyici olmuştur[4] tüm bunların yanında insanoğlunun doğasında var olan özelliklede kadınlarda daha çok belirginlik kazanan süslenme insanın var olduğu günden itibaren önemli bir yer tutmuştur. Süslenme, süs ve takı kullanma; ilk çağlarda bir inanca dayalı olarak veya süslenme gereksinimi nedeniyle ortaya çıkmış ve gelenekselleşerek günümüze kadar gelmiştir. Her topluluk kendi örf, adet, görenekleri doğrultusunda yaşadıkları coğrafi çevreden temin edebildikleri doğal malzemelerle tasarladıkları takılar geleneklerle de bütünleşip, sembolik anlamlar yüklenerek günümüze ulaşmışlardır.

Taş, metal, ağaç, kemik, kumaş, cam gibi temel maddelerin yanı sıra, artık malzemelerden de elde edilen birçok takı güçlü bir kültürel birikimin geçmişten günümüze yansıyan örnekleridir. Geleneksel giyim-kuşamı bütünleyen takı kullanma ve süslenme geleneği geleneksel yaşamı sürdüren toplumlarda günümüzde hala devam etmektedir.

Süslenme ve takı kullanma geleneği kadınların yanı sıra çocuk ve yetişkin erkeklerde de görülen bir olgudur. Günümüzde unutulan ve unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimize rağmen takı kullanma, süslenme son günlerde ilgi gören otantik moda kavramıyla bütünleşerek devam etmektedir. Çok önceki devirlerde insanın kendi toplumunda, sosyal statüsünü belirleyen ve giymek zorunda olduğu giyimi vardır. Aslında bu bir zorunluluktan çok geleneğin insanlara sunmuş olduğu bir yaşama biçimi anlayışıdır. Geleneksel öğeler içeren bir giyim kuşam örneği bize, ait olduğu toplulukla ilgili pek çok bilgi sunabilir. Tarih içinde giyim kültürü incelendiğinde her toplumun yaşadığı coğrafya, yaşam biçimi, günlük uğraşları, değerleri, giyilen giysilerin biçim ve çeşidini bunlara ek olarak takı-aksesuar ve makyaj biçimlerini etkilediği görülmüştür. Anadolu’da kadınların başlığa sargı sarıp bağlaması evlilik işareti idi. Başını bağlama anlamının buradan geldiği kabul edilmektedir.

Anadolu, coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca Asya, Avrupa, Afrika, Mısır ve Mezopotamya kültür yollarının kesiştiği bir merkez olmuştur. Orta Asya’dan Anadolu’ya 9. yüzyıldan itibaren girmeye başlayan Oğuz, Türkmen boylan Anadolu’yu yurt tutarak Anadolu’nun bu günkü kültürel temellerini atmışlardır. Anadolu kültüründe egemen kültür Türk kültürüdür.

Toplumların giyim kuşam kültürleri bu kültürün taşıdığı toplumların değer yargıları, inançları, töreleri, gelenek ve görenekleri, ekonomik yapıları, estetik ve sanatsal özellikleri vd. hakkında bilgi verir. Giyim kuşam kültürü obje, renk ve biçimin oluşturduğu karmaşık bir yapıya sahiptir. Giyim kuşamlar bütün özellikleriyle bir kültür ve sanat olayıdır. Anadolu insanının, manevi dünyasını yansıtan biçim ve motiflerle bezeli giyimler, aynı zamanda onların törelerine bağlı kalmalarına da yardım etmiştir.

 Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu yurt tutan Türklerin giyim kuşam geleneği Anadolu yerli giyim kuşam geleneğiyle yoğrularak şekillenmiştir. Anadolu Türk giyim kuşam geleneği, malzemesi, biçimi ve bezemesiyle Türk halk kültürünün zengin kaynaklarından biridir. Türklerin giyim kültürü de tarih boyunca değişmeler kaydetmiştir. Türk toplumu, Orta Asya göçebe toplumunda kadın erkek benzer giysileri giyerdi. Türkler Anadolu’ya ayak bastıktan sonra da geleneksel giyim biçimlerini devam ettirmişler; ancak karşılıklı kültür alış verişiyle yeni coğrafyada hem etkilenmişler hem de etkilemişlerdir.

Türklerin Orta Asya’da kullanmakta oldukları ve Anadolu’ya göç ettikten sonrada kullandıkları deri ve astragan başlıklar haçlı seferleri ile Avrupa’ya taşınarak yayılmıştır. Öte yandan Orta Asya step toplumunun geliştirdiği pantolon da Türklerin Avrupa’ya taşıdığı bir giysi olarak bilinir.

Türkmen giyimi bir atlı göçebe giyimidir. Bu tarz geleneksel giysiyle, ata rahat binilir. Bir yerden başka bir yere uzun yürüyüşlerle göçler yapılabilir. Evde tarlada, dağda, ovada çalışılabilir. Doğa koşullarına karşı korunma olanağı sağlanabilir. Her türlü ihtiyaç kolaylıkla giderilebilir[5]

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadın ve erkekler, toplumsal statülerine ve dinlerine göre giyinmekteydiler. Üç kıtaya yayılmış olan imparatorluk sınırları içindeki halklar kendi yaşam biçimlerini ve giyim tarzlarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Türk giyim kuşam kültürü kalitesi, motif zenginliği, canlılık ve zarafeti ile Anadolu insanının yaşam biçimini ve dünya görüşünü büyük ölçüde yansıtır. Geleneksel yaşamda her kuşak kendinden önceki kuşağı izleyerek bu giyim-kuşam anlayışını, günümüze taşır. Giyim-kuşam anlayışında zamana göre değişim olabilir. Bu malzemede, işçilikte, yaşanan günün modalarından etkilenme gözlemlenmektedir.

İnsanın giyinme isteği ve arzusu tarih süresi içinde çeşitli değişiklikler göstermiştir ve her devirde değişime uğramıştır. Bu değişiklik daima sosyal hayatın değişmesiyle paralel olarak gelişmiş ve değişmiştir. Düğüne, bayram yerine, devlet dairesine giden bir insanın giyimiyle günlük ve iş giyimi arasında farklılıklar vardır. Türk insanı özel günlerde giydiği giysinin adına “ellik”; çalışırken, günlük giydikleri giyimlere de “günlük” demişlerdir.

Kadınlara ait giyim kuşam her zaman erkeklere göre daha fazla çeşitlilik gösterir. Anadolu’da kadın giyimi, bedenine ve ayağına giydikleri, bunların bezemeleri ve takıları ile oluşan bir bütündür. Kadın bu bütün içinde, gelenekleri ve toplumdaki yerine göre, neyi, nerede, ne zaman, nasıl giyeceğini, yaşayarak öğrenir. Böylece giyim kuşam geleneği kuşaklar arasında yaşatılır. Bununla birlikte tarih, coğrafya, ekonomik ve sosyal durum gibi farklılıkların, doğal olarak kıyafet hayatını da etkilemiş, yörelere özgü, tarzların oluşmasında rol oynamıştır. Anadolu giysi kültürü kültürel süreç içerisinde her yönüyle birlik aynilik özellikleri gösterir.

Anadolu giysi kültürü farklı kültürlerdeki giysi kültürüyle kaynaşarak Anadolulaşmıştır. Geçiş dönemlerindeki (doğum, evlenme, ölüm) giysi kültürü yörelere göre az çok farklılık göstermekle birlikte ana çizgileriyle benzerlik gösterir. Bu dönemde giysilere yüklenen inanç boyutu da aynıdır. Bunlar giysilerde renklerin seçimi, bağlanması, ağıt törenlerinde başörtüsünün yere atılıp ağıt söylenmesi, ölen kişinin giysisinin bir parçasının (soyka) ele alınarak ağıt söylenmesi gibi giysilerle kurulan ortak inanç, ritüel bağı olması gibi ortaklıklardır.

Birer kültürel öğe olan giyim, onları üreten insanları ve toplumlarını belli boyutlarda özgün kimlikleriyle tanıtmaya yarayan görsel objelerin başında yer almaktadır. Giyim kültürü karmaşık bir yapıya sahip olup tüm boyutlarıyla tanıyıp tanıtma başlı başına bir uzmanlık alanıdır. Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için farklı disiplinlerin bir arada çalıştığı ekip çalışması gereklidir.

Zengin Anadolu giysi kültürünün unutulan ve yaşayan örneklerini toplayıp müzelerde koruyup gelecek kuşaklara aktarma çalışmaları yetersizdir. Bu konuda geç kalınırsa sandıklardan toplanacak son örnekleri değerlendirecek sağlıklı bilgi verecek kaynak kişiler kalmayacaktır. Bu kaygıdan hareketle Gümüşhane halk kültürü araştırma projesi gündeme alınmış ve Gümüşhane özelinde giyim kuşamla ilgili araştırmalar alan derlemeleri yapılmış ve günümüzde var olan veriler bir araya toplanmaya çalışılmıştır bu anlamda bu proje Gümüşhane özeli için önemli olduğunu düşünmekteyiz. Hâlihazırda bazı yörelerde geleneksel giysiler şehirlere uzak merkezlerde ve köylerde hala giyilmekle birlikte birçok yörede özel günlerde bile giyilmemektedir. Hatta atadan, anadan kalma diye nitelenip kız çeyizi olarak saklanan hazine değerindeki çeyizler modası geçmiş olarak nitelenerek kızlar tarafından yeni açılan evlere götürülmemektedir.

“Eskiyi getir yeniyi al” diyerek köylerden toplanan giysiler turistlere satılarak yurt dışına çıkmaktadır. Bunun en güzel örneği camilerde değer biçilemeyen tarihi değer taşıyan halı ve kilimler toplanarak yerlerine defolu zevksizlik örneği halıfleksler almıştır. Hatta bunlar camilere blok olarak serildiği için gerekli temizliği yapılamamaktadır. İnsanların geçirdiği kültürel süreçte toplumlara göre farklı nitelikler kazanan giyim geleneği günümüzde toplumsal farklılıkları ortadan kaldıran ortak nitelikleri olan tek tipe doğru dönüşmeye başlamıştır.

Sanayinin gelişmesiyle el dokumalarının yerini fabrikasyon üretimler almıştır. Dokumanın her düğümündeki, her nakıştaki halk estetiğinin şaheseri olan ürünler yerini makineye bırakmıştır. Günümüzde az da olsa geleneksel giyim kuşam kültürünü sürdüren topluluklar vardır. Bunlar son örneklerdir.

Halk oyunları ekiplerinin birçoğunun giydikleri yöreyi yansıtan giyimlerle ilgili araştırmalar, yarışma kazanma kaygısıyla özünden sapmıştır. Bu konuya gönül veren değerli araştırmacıların yıllar yılı topladıkları ürünlerin bir araya getirilerek korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gerekli çaba ve somut yatırım yapılmasını sağlayacak tedbirler alınmalıdır.

Anadolu’nun çok zengin giyim kuşam geleneğine rağmen bunlar üzerinde yeterli araştırmalar yapılamamıştır. Disiplinler arası çalışmalar gereklidir. Bireysel gayret ve çabalarla yapılan çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Kültürel değişim ve gelişimle büyük değişime uğrayan giyim kuşam geleneği objeleri, giyim kuşam geleneğiyle, üretim biçimleriyle, oluşum ve estetik boyutuyla araştırılmayı beklemektedir.

Korunup gelecek kuşaklara aktarılması çalışmaları da yetersizdir. Son kalan örnekleri toplansa da geleneği yaşatanlar azalmaktadır. Şark kösesi yapma modasıyla toplanan objeler geleneği yaşatanlarca değerlendirilmedikçe eksik kalacaktır.


[1] MERİÇ, Atanur (2000), Afyonkarahisar Müzesinde Bulunan Tarihi Kıyafetler Üzerine Bir Araştırma

[2] KIRGIZOĞLU, Neriman Görgünay (1992), Anadolu’da Geleneksel Kadın Başlıkları, 4. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, 5. Cilt,-Maddi Kültür- Kültür Bakanlığı HKAG Yayınları, Ankara.

[3] KIRGIZOĞLU, Neriman Görgünay (1992), Anadolu’da Geleneksel Kadın Başlıkları, 4. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, 5. Cilt,-Maddi Kültür- Kültür Bakanlığı HKAG Yayınları, Ankara.

[4] TÜRKOĞLU, Sabahattin (2002), Tarih Boyunca Anadolu’da Giyim Kuşam, İstanbul.

[5] TANSUĞ, Sabiha (1984), Anadolu’da Geleneksel Türkmen Giyimi”, folklor ve Etnografya Araştırmaları, Anadolu Sanat Yayınları, İstanbul.

İçerik Sahibi
Diğer İçerikleri: Necati Yılmaz

Gümüşhane’de Giyim Kuşam-2

Gümüşhane’nin Kuzey Kesiminin Kıyafet Karakteristiği Gümüşhane’nin kuzey kesimle­rini...
Devamını gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir